Tasvirci

Şiir yazma dedi artık çatımdaki hayalet
Rüyaların yırtık pırtık,kamburlaşmış kararın.
Yağmur bekleyen çöllerin, sindirilmiş korkuyla,
Kurban gitmiş bedduaya, tarumar olmuş yarın..

Olmaz diye dayattım da, maske düştü masmavi,
Uçtu kuş kanatlı kalbim, ötelerin iklimine.
Silinmiş bak gök kuşağım, silinmiş bak dön gayri,
Gitmek bilmiyor başımdan, bu sevda deli mi ne!

Destan yazamaz her kalem kustururlar adamı,
Ekranında mezarların görüntüler buruşmuş.
Paylaşılan cesetlerin tortulaşmış endamı,
Bir güvercin topuğunda feryadımız buluşmuş…

Oysa ben de bir biriydim, birilerden biriydim,
Yalan mıydı mısralarım, duyulmamış tasvirler.
Oysa ben de bir biriydim, onlar gibi diriydim,
Gölgelerim güle dursun, ağlaşsın misafirler…

Aklım fikrim mahkum şimdi, ruhumun gurbetinde,
Sokaklarında bu şehrin kaç bin iskelet saydım.
İşte her şey ayan beyan; bu ölüm saltanatı,
Bir çobanın ellerinde keşke deynek olsaydım…

Kaç bin yara açıldı bak, hıçkıran gölgelerde,
Seher olunca koşayım, haber vereyim yare..
Nefesimi sayıyorlar, ismi meçhul yönlerde,
Şimdi ıslık çalar oldu, sevdalar ki âvâre..

Ve yaşama kararımı rehin verdim hırsıza,
Bıkıp usandım faniden, o solmayan renk nerde?
Bumburuk bir heves kalmış delikanlı çağlardan,
Adlarımız raksediyor toprak dolmuş gözlerde..

İşte mızrakmış tahammül,acıların annesi,
Sanki düştüm düşeceğim bir iğnenin ucundan.
Nedir söyle anacığım hayatın bahanesi?
Bir derman bul derdime, kurtulayım suçundan…

Hayal oldu kavuşmalar, hayal oldu hep hayal,
Yıllandı hep hasretlerim, bu nemli mahzenlerde.
Hayal oldu hülyalarım, o fil dişi ülkeler,
Masallara gark oldum ben, kan kokan yeminlerde…

Anlatsam ah anlaşılmaz, sussam tökezlerim,
Güneş bile belki batmaz yüreğimi bağladım.
Bu ne belalı hasrettir, kavuştukça özlerim,
Bir bulut bulmak için, hıçkırarak ağladım..

Hiç bitmeyecek sandığım, bir lahzalık an imiş,
Hep beyhude saltanatmış kovalanan meramlar.
Mezar kazdım gece gündüz, bir kuyunun dibinde,
Ve o kuyunun dibinde boğazlanmış adamlar..

Selamlıyor işte işte korkuların prensi,
Yılan çıyan hazırlanmış, göz koymuşlar tenime..
Bu kudurgan heveslerin siliniyor cakası,
Öl desem hiç ölür müsün haydi benim yerime?

(1990 – Safiyar’dan)

 

 

Ali Hışıroğlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir