SEN

Hiç ölmeyecek ve hiç ayrılmayacakmışçasına dünyaya bağlanan, Kapitalizm’in yarış parkurunda gönüllü beygir olmanın asırlık ve aşağılık psikolocyası ile koşan sürülerden olamazsın sen!

Siyasi ritüelin kurbanları milyonların içinde herhangi biri de olamazsın! Sen, Ataların ve bin yıllık tarihin “nihayet zamanı geldi!” umuduyla yoğruluşuna ve zuhuruna dua edip umut bağladığı beklenensin. Bu umut ve bekleyiş, yurdunun, İslâm âleminin ve insanlığın kurtuluşu demek. Gündelik çerden çöpten, şeytan kusmuğu tasaların mahkumu olmayacak, bu mübarek tarihi vebalden uzak kalmayacaksın!

Doksan küsur yıl evvel, alkol masalarında kadeh tokuşturarak alınmış bir kararla zaman ve mekan dışına itilen, yerine de emperyalistlerin emelleri ve direktifleri doğrultusunda ne idüğü belirsiz, asılsız ve asilsiz bir rejim ikame edilerek büsbütün unutturulan davana ne vakit sahip çıkacaksın?

Genç Adam; önüne serilen nebati ve hayvani özgürlüklerin, nefs ve şeytan mamulü şaşaalı oyuncakların, seni oyalamaya ve yoldan çıkarmaya memur renkli ve cazibeli haz tuzaklarının, yerli ve yabancı gavurların bir tek korkusu var; senin bu davayı kuşanacak olman, senin bu bayrağa ve sancağa sahip çıkacak olman… İşte bundan çok korkuyorlar, hatta en çok bundan korkuyorlar…

Asırlık ata mezarların, bin yıllık tarihin, meleklerin, yeryüzünün ve gökyüzünün, bayrak ve sancağın, ümmetin ve insanlığın, hasılı topyekun beşeriyetin senden beklediği de bu!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir