ŞEHİDE VEDA


– Kardeşim, Gönüldaşım Halil Kantarcı-

Uzun bir tabut, kısa bir ömüre sığan dolu dolu şehadet.

“İlahi İbda’da tesadüfe yer yoktur.” der Salih Mirzabeyoğlu.

Tesadüfi değildi hiçbir şey. Dünü nasıl ise sonu da öyle oldu kardeşimin. “15 yaşımdan beri davamın askeriyim.” diyen Kumandan gibi 15 yaşından beri davasının askeri olarak şerefle yaşadı ve öylece de şehid oldu. 16 yaşında yine darbeciler tarafından cezaevine gönderildi.  yılarca medreseyi yusufiyede kaldı. Çocuk yaşlarında da “adam”dı Halil. Davasına adanmış bir ömür. Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ve tüm mazlumların özgürlüğü için canla başla çalışanların en gayretlilerinden, en samimilerinden.

28 Şubat köpeklerinin tanklarına nasıl direndi ise, 15 Temmuz hainlerinin tanklarına da öyle. Canını hiçe sayarak. “Viran olası hanede evladı ü ıyal var.” mazeretine sığınmadan.Kendini düşünmeden, müslüman Anadolu’yu düşünerek.

“Vatan diye bildiğim fikrimin coğrafyası/ fikir yoksa vatan ne kuru toprak parçası” diyen Kumandan Mirzabeyoğlu’nun “vatan ve fikir” olmazsa olmazından yola çıkarak ve bu fikrini kuşanarak çıktı sokağa.

Kararlı, inançlı ve cesur… İmanının gücüyle güçlü. Ancak kahbe kurşunla vurulabilir Halil gibi güçlü insanlar. Başka türlü duramazlar karşısında alçaklar. Devasa tankların üzerinden ateş ederken, çelik paletleri üzerine sürerken erkekçe dövüşmek nedir bilmezler bile. Tüm bunları yapanlardan ziyade yaptıranların hainlikleri, kahbelikleri, şerefsilikleri, insafsızlıkları, vicdansızlıkları, Allahsızlıkları tescillidir dün, bugün ve kim oldukları. Akıbetleri de öyle. Kardeşi kardeşe kırdıran bu alçakların asker kıyafetleri ve apoletleri çıkarılınca donuyla ortada kalakalan insan müsveddeleri. Düne kadar vatanı emanet ettiğimiz vatan hainleri. Uzaklardan organize edilen tuzaklar. Halil kardeşimle birlikte 161 cana kıyan, şayet engellenmese belki de binlerce cana kıyacak olan caniler sürüsü.

Ne yaptınız siz? Halil cennete gitti ve diğer şehitler. Ya siz? Dünyanız da ahıretiniz de cehennem artık.

Kardeşim Halil, seni unutmayacağız ve unutturmayacağız asla. Kendisiyle milletvekilliğ aday adaylığım sürecinde bir telefon görüşmesi yapmış idim, dua etti hayırlı olması için ve dedi ki: “Abla sosyal medyayı iyi kullanmalısınız.” Evet kendisi de iyi bir sosyal medya kullanıcısıydı kardeşim. Kah ciddiyetle kah gırgıra alarak verirdi mesajını. Ölüme dair, hayata dair çok da güzel paylaşımları vardı.

Bunlardan bazıları:

“Ülkede dökülen kanı, kumpası, şerefsizliği derleyip toplayıp dizi-film yapıyorlar. O arada canı giden, malı giden, ömrü giden meze oluyor.”

“Bayramdır, barışın. Sonra yine küsersiniz.”

“Allah ibadetlerinizi,dualarınızı kabul etsin.Sonraki Ramazanı bundan güzel eylesin.Mahpusa, mazluma, muhtaca yardım etsin.Hayırlı bayramlar.”

“Kiminle nerede, ne kadar bir olmam veya olmamam gerektiğinin şuurunda olmam için evvela “ben” olmak gerekmez mi?”

“Manyak mısınız? Üç kuruşluk ihtirasınızı göklere çıkarmak basitliğine kapılmış gidiyorsunuz. Normal-gerçek insan olmak gücünüze mi gidiyor?”

“Çoluk çocuğumun huzurla yaşayacağı bir ülke istiyorum. Öteye dünyada düzgün yaşamış biri olarak gitmek istiyorum. Siz neden istemiyorsunuz”

ve dahası, kitaplık çapta.

Kardeşimden bir hatıra daha: Hanımıyla bir sohbetimizde şöyle diyor hanımı: Onunla tanışıncaya kadar “radikal”ler nasıl insanlardır, nasıl yaşarlar bilmezdim. Bir gün ona sordum ve şöyle dedi: “Benim gibi”

Evet, yaşamında şehadetin de öyle oldu.

Şehidimiz Halil Kantarcı’nın şehadet anı ve yaşananlar  hakkında farklı bilgiler dolaşıyor sosyal medyada Tam olarak nerde, nasıl, ne yaşandı gün itibariyle bilememekle beraber çok net olarak bildiklerimiz var:

Cesareti, kararlılığı, insanlığı, nur yüzlü çocuklarını yetiştireceği cemiyet nizamını kurmak için çektiği çile, gördüğü zulme rağmen dik ve onurlu duruşu, akıncı ruhu, fikir ve aksiyonu, davası ve şehadete nasıl da yakıştığı…. Çünkü o Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, İbda’nın nur yüzlü evlatlarından.Çünkü o HALİL.

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun şehidlerimizle, gazilerimizle ve yaşananlarla ilgili değerlendirmeleri ise şöyle:

“Gazanız mübarek olsun. Şehidlerin şehadetleri mübarek olsun.

Şehitlerin hepsi bizim şehidimiz.İslamın şehidi. Gazilerin hepsi de bizim gazimiz.

Çok büyük bir saldırı atlatıldı.

Ama gevşememek gerek.

Tayyip Erdoğan darbecilere karşı doğru yapıyor.

Şehitler için söylenenlere takılmayın, siyasettir bu.

Halk Müslüman olarak, İslam için tepki gösteriyor.

Herkesin gazası mübarek olsun. Herkese selamlar.”

Gönüldaşımızın bir vasiyeti var bizlere. Kaynağı sosyal medya olan bir bilgiye göre, son nefesini teslim ederken yanında bulunanlara “Eşimi ve çocuklarımı çok seviyorum, onları ümmete emanet ediyorum.” demiş. Emanetin boynumuzun borcudur can kardeşim.

Şehadetin makbul olsun Gönüldaşım. Göksancağın, al bayrağın altında uğurladık seni ebediyete. Peygamber sancağının altında bize de bir yer ayır eğer nasibimiz varsa.

Hoşçakal…

Fatma Parmaksız

17 Temmuz 2016

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir