Osmanlı Sekülerizmi

Seküler kavramının keskinlikten/devrimden ziyade daha çok reforma yakın durduğunu biliyoruz.

Osmanlı’da, bir laiklik arayışından çok bir sekülerlik/reformasyon çabasının varlığından söz edilebilir.

Öte yandan sözünü ettiğim sekülerlik Osmanlı’da Batılılaşma eğilimi ve yapılanması içerdiğini, bu sürecin I. Cihan Harbiyle kesintiye / kırılmaya uğradığını veya durdurulduğunu ama bu kısa aradan sonra başlayan yeni süreçte de Laisizm olarak yeniden tezahür ettiğini görüyoruz.

Osmanlı’da özellikle II. Mahmut Dönemi’nde başlayan Batılaşma/Yenileşme çabaları önceliği eğitime vererek ağır aksak ilerledi. Herkeste ama herkeste ortak sabit fikir “değişim gerekli!” idi. Ancak bu değişimin niteliği, hedefi, nasıl ve niçin’i birçok yol ayrımları getirmeye başlamıştı. Değişimi elzem gören ve ne pahasına olursa olsun gerçekleştiren veya gerçekleştirmek isteyen özellikle devlet recülleri ordu mensubu oldukları gibi buna karşı koyan ve set oluşturan kesimde askeri bir güçtü. Batı varî açılan mektepler daha çok askeri amaçlı olsalar da bir değişim isteği/ihtiyacının verileriydi.

Mektepler açılırken çoğu özünü ve ruhunu yitirmiş olan medreselere dokunulamıyordu. Yüzyıllardır topluma hizmet etmiş ve özellikle de din adamlarını yetiştirmiş olmaları hasebiyle bir nevi kutsal kurumlardı medreseler. Sanırım tabandan veya ordudan gelebilecek şiddetli tepkilerden çekinildiği için medreselere ilişilemiyordu henüz.

Cumhuriyet Laisizminin önderleri de işte bu Osmanlı mekteplerinde yetişti.

Batı nasıl ki son yüzyılda tüm dünyaya karşı kazandığı kültürel ve diğer zaferleri bir zamanların hâkim Doğu’suna karşı üstün çıkma temel güdüsü ile elde ettiyse Doğu’da (Osmanlı) Batı karşısında uğradığı mağlubiyetin uzantısı olarak yine Batıya doğru bilgisiz, mahcup, sobelenmiş bir çocuk ruhiyatıyla arayış içine giriyordu. 

Be the first to comment on "Osmanlı Sekülerizmi"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*