Mustafa Armağan’dan Yanlış Bir Tespit!

     “Osmanlı Devleti eğer değişmeseydi 16. yüzyılın son 10 yılından itibaren Avrupa da kendini gösteren derin bunalımları atlatamaz ve kaskatı kesilerek tarih sayfalarına daha o yıllarda veda edebilirdi. Oysa o, değişmeyi başardı ve kendisini, adeta eski ile kıyas kabul etmeyecek bir tarza dönüştürerek 17. yüzyılın ortalarında yeni bir denge durumuna ulaşabildi.”(Mustafa Armağan)

       Fert ve toplum değişimine zaman zaman değindik. Evrilen Osmanlı tarihine dikkatlice baktığımızda toplumsal bozulmaların Devlet ehramına nasıl tesir ettiğini ve yine yozlaşan Devlet ehramının cemiyeti ne derece kâbusa çevirdiğini rahatlıkla görürüz. Sadece ona bakarken bir sinema seyircisinin “meraklı” heyecanıyla bakmamak şartıyla. Yani fertlerin toplamı olan cemiyetin devleti etkilemesi, devletin de topluma tesir etmesi şeklinde ifade edebileceğimiz karşılıklı bir tesir söz konusudur burada.

     Tanzimatla başlayan Osmanlı yenilikçiliği, gerek hedefleri ve gerekse metotları açısından bakıldığında Batı kültür ve medeniyetine endekslenmiş bir değişim içeriyor. Bu da gösteriyor ki ciddi ve tarihi bir “teşhis” hatası hatta yanlışı vardı ortada. Bu hedef ve usulün benimsenmesinde emperyalistlerin ve onların şuurlu veya şuursuz yerli elemanları cidden etkili oldu.

      Yukarıda Mustafa Armağan’ın ileri sürdüğü iddia cevaplandırmaya değmeyecek kadar saçma ve hafifi geliyor bana. Güya yapılan ve yapılmaya çalışılan reformların her biri bir yenilik ve yükselmekte olan Avrupa veya Batı uygarlığına ayak uydurma girişimleri. Mademki Osmanlı “17. yüzyılın ortalarında yeni bir denge durumuna ulaşabildi” o halde neden tarih sahnesinden çekildi be adam? 17. yüzyılın ortalarında yaptığı değişimlerle yeni bir dengeye kavuşan Osmanlı İmparatorluğu nasıl oldu da çöktü? Bu hamasi yaklaşım tarzlarına katılmak mümkün değil. Öyleyse söz konusu değişimlerin nihai safhası olan Cumhuriyet Devrimleri’ni de bu ayak uydurmanın şahane sonuçları olarak görmek gerekiyor.(!)

      Osmanlı’yı paklamak veya yüceltmek gibi bir derdim yok. Atalarımızın ortaya koyduğu “yönelişler” de bir takım hata veya yanlışlar olabilir. Bu bazı hata ve yanlışları sürekli bir şekilde ön plana çıkartarak 700 yıllık koca bir imparatorluğu “tüh! Kaka!” kabilinden çamurlamalarla yapılan cinayetler tamamen bir basiretsizlik örneği ise, hatalarını hiç görmemekte başka bir basiretsizlik örneğidir.

      Tüm davranış ve faaliyetlerimde ideolojik formasyon gereği aynı yön ve istikametin kıvılcımlarını taşıyor olmam yahut ne derece taşıdığım, yine benim ideolojik formasyonumun kapasite ve niteliğimin göstergesidir.

      Tarih de şüphesiz daha birçok mevzuda olduğu gibi kişinin ideolojik niteliğini veya niteliksizliğini ortaya koyar. Belli bir dünya görüşüne malik olmaksızın yoğunlaşılan herhangi bir ilim şubesinde amelelik yapmış olmaktan öteye bir şey çıkmayacaktır. Ta ki “bütün fikrin gerekliliği” anlaşılana dek.

Be the first to comment on "Mustafa Armağan’dan Yanlış Bir Tespit!"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*