KUMANDAN MİRZABEYOĞLU “Tiyatro Bitti!..”

kitapnetBu esere başlamaya işaret-tevâfuk mevzu:

2008 yılının Ocak ayında “Beklenen” isimli roman türünde kitabım yayınlandıktan sonra zihnimde bir düşünce oluştu.
KUMANDAN MİRZABEYOĞLU’nu anlatan, anlatmaya çalışan bir sinema filmi, bir senaryo neden olmasın? Bunu yapabilmeyi ne kadar çok isterim. “KUMANDAN beyaz perdede” diye düşündüm ve bunu  ailemle paylaştım.  Eşim Ali Bey’e danıştım. Tam da o sırada kızım Adalet, “TİLKİ GÜNLÜĞÜ’ne bakalım.” diyerek bu konuyu ilk kez düşündüğüm ve ailemle değerlendirdiğimiz gün olan 18 Şubat tarihiyle ilgili, KUMANDAN SALİH MİRZABEYOĞLU’nun TİLKİ GÜNLÜĞÜ adlı eserinden şu satırları okudu.

“ …Sinema perdesinde ismim çıkıyor!..

…Sinema perdesinde ismimin çıkması…

…Perde: Sinema perdesi, ekran. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri.”

Bu ifadeleri duyunca müthiş etkilendim. Böyle bir çalışmayı yapabilir miyim, diye düşündüğüm güne tekâbül eden tarihte bunların  İBDA MİMARI MÜTEFEKKİR KUMANDAN SALİH MİRZABEYOĞLU tarafından yıllar önce yazılmış olması Rabb’in bir işareti miydi bana?

KUMANDAN’ı değil anlatmak, anlatmaya çalışabilmek dahi oldukça zor ve mesuliyet isteyen bir iş olmasına rağmen, o gün bu eseri yazmayı kendime vazife edindim.  Tabii ki aslolan KUMANDAN’ın kendi hayatıdır, kendi eserleridir, kendi sözleridir. Bu eser sadece bir senaryo-romandır.

Biliyorum yaşamak başka, anlatmak başka, anlamak ise bambaşka…   Bu yüzden bir edebiyat türü senaryo – roman da olsa, bazı mevzularda anlattıklarımdan, daha doğrusu anlatamadıklarımdan, en başta KUMANDAN’ımdan, sonrasında bazı hadise ve hâlleri gerçek hayatta  yaşayan diğer herkesten özür dilerim.

Bu eser, müşahhas plânda altı yılda (18 Şubat 2008 – 25 Ocak 2014)  yazılmış olsa da toplamında İBDA’yı ve KUMANDAN’ı tanımama karşılık gelen 1984’ten bu yana, otuz yılda oluşagelmiştir.  Bu tanışmaya vesile olan iki kişi,  dolayısıyla bu eseri kaleme alışımdaki “vesileler sarmaşığı”ndan…

Bunlardan biri, ÜSTAD NECİP FAZIL KISAKÜREK’i sevmeme vesile kişi… Ağabeyim…  KUMANDAN MİRZABEYOĞLU’nun “Kurtarıcı İnsan” misyonuna en kati bir kanaatle, mesul olduğuna inandığı vazifesini yerine getiren; ancak, sırf bu yüzden bazı olumsuz sözlere ve fiilere mâruz kalan, buna rağmen inandığına inanmaktan, mesuliyetini yerine getirmekten yılmayan, vazgeçmeyen HASAN PARMAKSIZ…

Diğeri ise, ALİ HIŞIROĞLU,  ÜSTAD sevgim vesilesiyle beni KUMANDAN ve İBDA ile tanıştıran kişi. Müslüman ahlâkını dava ahlâkı olarak da yaşamanın  müstesna bir numunesi… Kalem ile, söz, hâl ve tavır ile…

Bu eserdeki iyi, güzel, doğru adına okuyucusuna ve ilerde seyircisine ulaşabilecek fikirlerin kaynağı KUMANDAN’a, İBDA’ya;  olumsuz olabilecek şeyler varsa da tamamı nefsime, şahsıma aittir.

8 Nisan 2014

FATMA PARMAKSIZ

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir