ilk ders

21559051_1242637142509102_7515795118084216317_n

-Müfredat Tanıtıldı-

Selamun Aleyküm Gençler…

Ben Fatime HIŞIROĞLU-

Nasipse bu yıl Türk Edebiyatı derslerini birlikte işleyeceğiz.

Dilerim,sağlıklı, huzurlu, mutlu, başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçiririz hep beraber.

11. Sınıf olduğunuz için bildiğiniz bazı şeyleri tekrarlamayacağım.

Size ders işleyiş tekniğimden ve sizden beklediklerimden bahsedeyim kısaca:

Bir kere “her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır” sözüyle başlayalım. Ben dersimi böyle  işlerim, başka bir hoca şöyle, diğeri daha farklı. Çok normal değil mi bu? Fakat sonuçta  aynı şeyleri öğretiriz genel anlamda, yorum farkı dışında. Buralara takılmayın.  Faydalanmaya çalışın hocalarınızdan. Mesela benim dersimde öğrenci konuşmalı, fakat boş konuşmamalı. Bundan da evvel düşünmeli. Düşündüğünü güzel ve doğru ifade etmeli. Cümle kurmayı bilmeli en başta.

Bunu şunun için söylüyorum: Başı sonu olmayan cümlelerle kendinizi doğru ifade edemezsiniz. Hele ki yazarken… Bulmaca gibi yazmayalım, işin içinden çıkmamız çok zor oluyor bazen, ne yazdığınızı anlayabilmek için. Hele ki imla… Maalesef ki sosyal medya dili bu durumu olumsuz yönden körüklüyor. Ben de sosyal medya kullanıyorum, fakat bu yazımı, imlâmı bozmak anlamına gelmiyor. Mesela bağlaç olan “de” ve “ki” ler… Bunlar kendi başına birer sözcük. Nasıl ki her sözcüğü diğer sözcüklerden ayrı yazıyorsak, bunlar da böyle. “De” ve “ki”lere haksızlık etmeyelim:))

Gelelim bu yılın müfredatına, yani göreceğimiz konulara:

Gençler; bir kere şunu söyleyeyim, tam da şu sıralar pek çok yerde bazı eylemler yapıldı yeni müfredatı protesto için. Neyi protesto ediyorlar anlamadım? Türk Edebiyatı ve Dil Anlatım dersleri için konuşursam (alanım gereği) protesto edilen manada değişen en ufak bir şey yok. Bunlar bir bardak suda fırtına koparma çabaları.

Bu yıl yine “Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı” okutacağız size. Müfredatımız bu. Bunun üniteleri olarak da Tanzimat Edebiyatı okutacağız her yıl yaptığımız gibi. Serveti Fünûn, Fecri Âti, Milli Edebiyat. Müfredat bu. Benim öğrenciliğimde de bunları okuduk, üzerinden geçen yaklaşık 35 yıldan sonra da bunları okutuyoruz. Aynı yazarları, aynı eserleri hatta. Sultan Abdülhamid Han karşıtı Tanzimatçılar… Mesela Şinasi aynı Şinası, Namık Kemal aynı Namık Kemal, Tevfik Fikret aynı Tevfik Fikret… Tevfik Fikret malum dine karşı bir edebiyatçı, hal böyleyken bu dinsiz, bunu okutmayalım demiyoruz haliyle. Dine karşı olduğu gibi tarihe karşı, milli değerlere karşı…
Diğer taraftan Turancı Ziya Gökalp aynı… Reşat Nuri, bazı eserlerinde (Miskinler Tekkesi, Vurun Kahbeye gibi) müslümanların daha çok olumsuz yönlerini gözler önüne seren bir edebiyatçı.

Tabii başkaca örnekler de var. Biz bunları yine de okutuyoruz, yine de sizlerin bilgilerine sunuyoruz, müfredat gereği, yıllardır ve bugün. Hatta sosyalist Nazım Hikmet ki vaktinde vatandaşlıktan bile çıkarılmıştır, bizler ise ders olarak okutuyoruz. (12. sınıfta) Daha ne olsun:))

Eserlere gelince: MEB’in tavsiye ettiği kitaplar yine aynı hemen hemen yıllardır. Dönem romanları mesela… Esaret, zulüm, haksızlık, görücü usulünün yol açtığı felaketler(!) gibi temaların işlendiği romanlar… Bu nasıl bir ecdatmış dedirten, geçmişimizi bir yönüyle karalayan, sanki sosyal ve kültürel hayatta hep bunlar varmışcasına algı oluşturan bazı eserler.

Hele ki Serveti Fünûn romanı; yasak aşklar, (Aşkı Memnular), aile içi çarpık ilişkiler, yanan yıkılan hayatlar. Biz (bu yönüyle) istemesek de bunları okuttuk siddin sene ve bu yıl da yine bunları okutacağız. Değişen ne?..

Tabii bunların yanında pek çok güzel eser, pek çok doğru mesaj içeren eserler ve yazarları okuttuk ve okutuyoruz iyi ki.

Gelelim şimdi müfredat mevzuuna: Tüm bunlara eleştirilen anlamda ne virgül eklendi, ne virgül çıkarıldı. Dediğim gibi bu, en önemli derslerden biri olan “Edebiyat”ta böyleyse, diğerlerinde nedir? Mesela geometride hangi müfredat değiştirildi? Üçgenin iç açılarını topladığımızda yeni müfredatta öncekine göre farklı mı çıkıyor. Yahut coğrafya da Türkiye 7 coğrafi bölge değil mi yoksa? Fizikte E= mc2 formulü mü değişti? Ne değişti. Değişen bu anlamda bir şey yok.

Biyolojide mi? Evrim mi? Darwin’in “evrim yasası” değiştirilmedi, sadece öğrencilerin yaş seviyesinden, algı özelliklerinden dolayı orta öğretimde değil, bu alanda ihtisas yapmak isteyenler için daha ilerki eğitim aşamalarına çekildi. Çok mu kötü? Dün farklıydı da çok mu faydasını gördük, bugün böyle de çok mu zararlı? İnsanların maymunlardan evrimleşmesini çocuklar ve gençler 15- 16 yaşlarında öğrenmeyecek diye mi bunca yaygara?

Başka ne vardı? He bir de şu din kültürü derslerindeki “cihad” kavramı. Ya çocuklarına Cihat, Cahit ismini veren bir milletten bahsediyoruz; önce bunu düşünmek lazım. On aylık bir eğitim- öğretim programında en fazla bir ders saati, yani 40 dakikalık bir sürede işlenecek bir konu, daha doğrusu konunun alt başlığı. 10 ay ve 40 dakika… Oran- orantıdan anlayanlar anlasın artık.

İşte böyle gençler. Size bu yıl göreceğimiz müfredatı tanıtırken bunları da söylemek istedim. Bunlar 25 yıldır eğitimin içinde bulunan birinin, yani benim tespitlerim, yorumlarım, ders değil; düşünce pratikleri olarak değerlendirin. Sizler de düşünün taşının, her söze ve herkese hemen inanmayın, ben de dahil.
Sormak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

(…derken zil çalar. Bir öğrenci yanıma gelir: “Hocam size bir şey sorabilir miyim?”

Ben bu konuştuğum konularla alakalı olduğunu düşünüyorum tabii. Fakat çok farklı bir soru:

“Hocam konuşmanız dikkatimi çekti. Çok güzel konuşuyorsunuz, sesiniz de kulağa hoş geliyor. Acaba bizim yaşlarımızda da böyle miydiniz, yoksa kendinizi geliştirdiniz mi bu konuda?

İşte böyledir bazen, siz ne anlatırsınız, öğrenci neye odaklanır. Tabii ki bu sözler hoşuma gitmedi değil:)) Tebessümle cevapladım:

Bu konuda özellikle bir şey yapmadım, ve yapmıyorum. Sanıyorum hep böyleydim. Böyle olmayı sevdim ben de:)) Allah vergisi belki de:))
Teşekkür ederim.

Daha sonra sınıf defterinin konu bölümüne “Müfredat Tanıtıldı” notunu işleyerek, öğrencilerimi de Allah’a emanet ederek sınıftan ayrıldım. Ha “Allah’a emanet” etmek ne kadar müfredata uyumlu onu bilemem.)

Not: Bu yazdıklarımın hepsi gerçek hayattan alınmıştır, 18 Eylül 2017 itibariyle. Yazdıklarım, anlattıklarım temsili değildir:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir