Hareket Ve Ahlak – 3

-Ama diyorlar ki; Abdülhakim Arvasi Hazretleri de Milli Mücadele’ye destek verdi.

-Eeee? Ne demek şimdi bu? Şapşallığın bu kadarına da yuh! Ülkemiz işgal edilmiş, Osmanlı Devleti’nin eli kolu bağlanmış, Milli Mücadele’nin güdücüleri değil ki asıl mesele. Asıl mesele hilafet, saltanat, devlet, namus gibi o zaman için o topluma çok şeyler ifade eden “değer”lerdi. Kurtuluş Savaşına destek olmayıp İstanbul’da bir şeyler yapmaya çalışan çok değerli insanlar da vardı.Onlara ister hata yaptılar de ister deme… Mesela Kurtuluş Savaşı kazanılamamış olsaydı şimdi bu mücadeleye destek olanlara ne diyecektik kim bilir?

Birileri ile işbirliği yapılmaz demiyoruz ama bu işbirliğinin kazanımları çok çok önemli.

Abdülhakim Arvasi Hazretleri Milli Mücadele’ye destek verdi,sonuçta dış düşmanlar ülkemizden kovuldu. Ergenekon’a destek verirsek ve onlar Allah muhafaza ipi ellerine geçirirlerse ne olacağından haberleri var mı bu efendilerin?

Bak şimdi burada önemli bir nokta daha var: İşbirliği benim yani İslam’ın sancağı altında mümkün.Onlar bana, bize destek olacak. İşbirliği sonunda ne olacağı ve meydana nasıl bir şey çıkacağı muğlak, meçhulse? Koca İslami Camia’ya sırt çevir, bu adamlarla işbirliği yaparak İslam Devleti kurmaya çalış…Buna kargalar bile güler.

-Peki nasıl olacak?

-Şimdi gel meseleye farklı açıdan bakalım. Sosyal medya denilen iletişim araçlarında yazılıp çizilenlere ve yapılan paylaşımlara bakarak bazı tespitlerde bulunabiliriz. Bu ulusalcı kesimle ve diğer sapıklarla birlikte hareket etmekte beis görmeyen bu zavallıların alabildiğine iktidarı ve iktidar partisini hedef aldıklarını görüyoruz..Bundan bir devrimci olarak rahatsızlık duymuyorum elbette. Ama bu sürekli olursa yani devamlı parti-purtu eleştirisi yapılırsa gerçek hedef gizlenmiş, perdelenmiş olur. Adamların biricik derdi ve hedefi iktidar ve siyasi parti. Tamam anladık da o siyasi parti iktidardan alaşağı edilince ne olacak? AKP giderse şeriat mı gelecek? Bu bazı anti AKP’liler bu huylarından ve yanlışlarından vazgeçmeliler önce. Tamam AKP eleştirilmesin demiyorum. Tabi ki eleştirilecek, eleştirilsin. Ama bizim tüm davamız AKP imiş gibi bir hava doğuruyor. Yani iktidarın sürekli eleştirisini yapan diğer muhalefet partileri gibi oluyoruz.

Zaten sanırım gençler arasında da en önemli çatlak buradan kaynaklanıyor. Bu yüzden restleşiyorlar, bu yüzden didişiyorlar, bu yüzden ayrık otları bitiyor. Böyle olunca da her iki taraf da enerjilerini “parti” kavgasına hasrediyor. Hani asıl hedef nerde kaldı? Hiç değilse bırakın herkes kendi yolunda ilerlesin. Hani eskilerde bir tartışma vardı: Türkiye “darul harp” mi; “darul İslam” mı? Ne onlar ve ne de karşısındakiler inandıkları bu hükmün icaplarını yerine getiriyorlardı.Böylece rejim salına salına endamlı bir şekilde yoluna devam etti.

-Peki çözüm?

-Bırakılmalı bu lüzumsuz tartışmalar, kapışmalar… Bırakın her cephe, her grup kendi inandığı gibi ve bildiği gibi yapsın. Çünkü olmuyor, fitne her geçen gün büyüyerek gelişiyor. Bu durumun kimseye faydası yok. Sadece düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürülüyor. Bu da ihanet çapında korkunç bir durum doğuruyor. Özellikle hareketimizin geldiği veya eriştiği nokta itibariyle bu saçma itişme ve kakışmalardan vazgeçmek gerekiyor.

Be the first to comment on "Hareket Ve Ahlak – 3"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*