Ermeni Zulmü

 ERMENİ ZULMÜ : Davranışın başı kendilerinde olduğu halde, Türklerden gördükleri zulme cevap vermek iddiasiyle, İttihatçılardan değil de, onların leşini çıkarttığı milletten intikam almaya kalkan Ermeni komitecileri, sözde Türk komitecilerine gerçek bir üstat ve talebe olduklarını ispat ettiler. 

Hem onlara öğrettiler, hem onlardan öğrendiler ve tarihin en kanlı zulüm tablolarından birini çizmek sanatkârlığına (!) yükseldiler. Milletlerinin topyekûn bir kabahati yoktu; onların da başında (Taşnaksiyon) isimli bir “İttihatçı” zümresi vardı ve bütün kuvvetini Türkün zaafından alıyordu. Yoksa Türkün kuvvetli deminde Ermeniden daha rahatı ve Türkle kaynaşmış olanı mevcut değildi.
…………………………………….

Ve nihayet unutmayalım ki, birinin bu vatanı kurtarmak, öbürünün batırmak davasından oldukları ilk hengâmede, Ermeni komitecisiyle “İttihat ve Terakki” bağlıları el ele vermişlerdi. Şimdi:

” — Zalime yardım edene Allah aynı zalimi musallat eder.”

Hadisindeki hikmete uygun olarak, ikisinin de birbirinden çekeceği vardı.

Böyle oldu ve onlar yüzünden  her iki millet çekti. Ne olursa olsun, vesile ve sebep plânında İttihat ve Terakkiden başkası gösterilemez.

……………………………………

Aynı tarihçi(*), Erzurum’da, 6 Mayıs 1918 tarihiyle not tutuyor.

…………………………………..

“Yangın yerindeyim… Türklerin bu tarihî ve fedakâr beldesi, adeta bir harabe halinde… Sokaklar ve binalar, camiler ve medreseler kâmilen harap… Evler insan naaşlarıyla dolu… Yanmış ve yıkılmış evlerin enkazı ayakla dürtüldüğü zaman, simsiyah kesilmiş, dişleri sırıtmış insan kafalarına, çocuk başlarına, kol ve bacak, gövde ve ayak parçalarına tesadüf olunuyor.”

……………………………………

“Osmanlı ordusunun ilerilemesi, Ermenilerin ümitsizliklerini, zulümlerinin şiddetini bir kat daha arttırıyordu. Bu ümit büsbütün kırıldığı zaman, Ermeni çeteleri, akur (kuduz) birer canavar haline gelmişlerdi. Evleri yakıyorlar, binaları yıkıyorlar, türbeleri parçalıyorlar, Türkleri kurşunla, süngüyle al kanlar içinde yere seriliyorlardı. Erzurum, bu kanlı vahşetin en feci sahnesiydi.”

…………………………………….

“Ermenilerin Erzurum tahliyeleri o kadar feci olmuştu ki, yüzlerce erkeği evlere doldurmuşlar, üzerlerine benzin dökerek diri diri yakmışlardı.”

“… Rus istilâsı, Ermeni fecayii yanında hiçti. Yanıma doğru bir zabit ilerledi. Müteessir bir seda ile anlattı:

— Azizim, bu gördüğünüz şehrin en temiz halidir. Bu sokaklar hep kadın, çoluk ölüleriyle doluydu. Kadınların memeleri, hattâ en mahrem uzuvları duvarlara çakılmıştı.
Şu telgraf tellerine, hep çocuk ciğerleri asılmıştı. Karınları deşilmiş, çırılçıplak kadın naaşları, geçeceğimiz yolun iki tarafına dizilmişti. Talihsiz milletimizin bu halini gördüğümüz zaman, adetâ tecennün edecek (çıldıracak) bir hale gelmiştik. Ermenileri tehcir edenleri (sürenleri) hiç şüphesiz, biz yapmasak bile Avrupa tecziye edecektir. Fakat bakalım, medenî Avrupa, bu cinayetin de faillerini arayacak mı? Tarih böyle bir vahşet kaydetmemiştir. Hele bu felâketten kurtulan Erzurumlularla bir görüşünüz! İşiteceğiniz cinayetler tüylerinizi ürpertir.”

…………………………………..

Birbirinde örnek ve destek bulup da milleti İttihat ve Terakki’ye zaptettirdikten sonra, birbirini yemek bahanesiyle bu milleti yiyen iki cellatlar komitesi… Biri sadece canavarlığının ve kuyruğuna basılışının; öbürüyse ebediyyen Türk’ün ve Türk’e ait hakların mahkûmu… Onun içindir ki, Ermeninin de vebalini İttihat ve Teakki’ye yüklemek lâzım…

ERMENİYE ZULÜMLER

Ermeninin ettiği, ona edilenden sonra… İlk, ilkin ilki ,hazırlık, pusuda bekleyiş, fırsat kollayış Ermeni’den gelmiş olsa da, zulüm sahnesini evvelâ açan ve onu Türk milleti açıyor hissini veren İttihat ve Terakki… Halbuki nice Ermeni’yi evinde ve yorganının altında saklayıp “İttihatçı” satırından korumuş olandır ki, Türk…

……………………………..

Ermeniye edileni, Türk milleti yapmıyor, kendi hususî kadrosiyle “İttihat ve Terakki” yapıyor.

Karşılığını “İttihat ve Terakki”  değil, Türk milleti çekiyor.

Bunu da sadece (Taşnaksiyon) değil, ona uyan Ermeni milleti yapıyor.

………………………………

Evet; daima (Taşnaksiyon)un değneği ve Moskof kamçısı altında Van’a saldıran Ermenilerin zulmünü, birdenbire; İstanbul, Bursa, Eskişehir, Afyon, Ankara, Konya’dan başlayarak şarka doğru, bütün Anadolu Ermenileri ödemek mevkiinde kaldı. Bunların hepsi de, belki niyette ve bâtında, zalim kardeşlerinden farksızdı; fakat insanoğlunun ömrü boyunca şahit olduğu hiçbir meshep, kanun ve ölçü gösterilemez ki, herhangibir husus kadroya ait cinayeti, o kadro insanlarının topyekün umumî cins kadrosuna kadar şumüllendirebilsin…

………………………………

Eskişehir’de not tutan tarihçinin satırlarına eğilelim:
” Fener yok, ziya yok, rehber yok, hiçbir şey yoktu. Kucağında çocukları ağlayan kadınlar, perişan sakallariyle cübbelerini toplayan, yükünü sırtlarına vuran papazlar, kan ter içinde eşyasını çıkarmaya uğraşan, hastalarını, kızlarını, çocuklarını taşıyan analar, fakir, zengin, aç, sefil binlerce aile, yük vagonlarından çıkmaya uğraşıyorlar; çocuklarını, analarını, eşyalarını kaybetmemek için gecenin karanlıkları içinde çırpınıyorlardı. “

……………………………..

” En elim faciaların Bursa’da ve bilhassa Ankara’da ika edildiği söyleniyordu. Ankara’dan gelenler müteessirane bir lisanla anlatıyorlardı. Evler abluka edilmiş, yüzlerce Ermeni aile arabalara doldurularak derelere dökülmüştü. Birçok kadınlar bu feci cinayetler karşısında tecennün etmişlerdi. Ermeni zenginlerin evleri satın alınmış, takrir verilir verilmez paralar zorla, zulümle istirdat olunmuştu. “

………………………………

Zavallı Türk! İttihat ve Terakki’den, (Taşnaksiyon)dan ve bizzat Ermeniden çektiklerinden sonra, Ermeni’ye çektirilenden acı duymak ve haline bakıp ağlamak ehliyet ve haysiyeti yine sana düşüyor! Düşmalarının sana çektirdiklerinden başka, onlara çektirilenlerden de çeken sensin! O kadar asîlsin…

Necip Fazıl KISAKÜREK 

Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar / Syf: 532-543

(*) Tarihçi Ahmet Refik – Age syf:532

- Gösterim: 363

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir