Edebiyat Ders Notları / I. Edebiyat ve İnsan

-Selamün aleyküm gençler…

-Aleyküm selam hocam…

-Öncelikle senemiz, yeni eğitim- öğretim yılımız hayırlara vesile olsun derken  “Yaradan Rabb’inin adıyla oku!”yanlardan, okuduğunu  anlayanlardan, anladığına inananlardan, inandığını yaşayanlardan ve bu inançla da yaşadığı üzre ölenlerden olabilme dualarımızın gayretle verimlenmesini dilerim.

Dersimiz Edebiyat… Öyleyse önce edebiyat nedir, ne olmalıdır? Kitabi tanımlamalardan çok da hoşlanmasam da manayı kavrayabilmenin ya da hissedebilmenin girizgâhı olarak yine de tanımlamalarla başlanır ya bazı açıklamalara, izahatlara…

 

Biz de bu klasik metodla başlamış olursak; Edebiyat: Duygu, düşünce, istek ve hayallerin sözlü veya yazılı ifadeyle etkili bir biçimde anlatılması sanatı veya ilmidir.

Sanattır; çünkü muhatabında hayranlık uyandırabilecek sıradışılık, özgünlük, özellik ve güzellikleri ihtiva eder edebiyat.

İlimdir; çünkü bilmektir edebiyat; neyi, nasıl, nerde, niçin, ne şekilde ifade edebilmeyi, ifade etmeden önce düşünebilmeyi, ifade edileni doğru anlayabilmeyi, doğru anlayabildiğini doğru aktarabilmeyi…

Tüm bu özellikleri bir eserle ortaya koyan kişi ise edebiyatçı; şair, yazar, sanatçı, hatip, muallim, münekkit, müessir; bazen aşık, belki divâne, seyyah bazen…

Her neyse ve her kimse yoğun yaşar edebiyatçılar duyguları, düşünceleri, hayalleri, istekleri, coşkuları, sevinçleri, üzüntüleri, ayrılıkları, hasretleri, kavuşmaları….

En çok üzülenlerdir onlar, en çok sevinenler, en çok ağlayanlar, çokça da güldüren, en çok öfkelenenlerdir, en çok hoş gören, en çok hor görülenlerdir, en çok dışlanan ve dışlayanlardır pek çok şeyi. Çok sevilen, çok nefret edilen ve çok da nefret eden, çok merhametli ve bazen gaddar olandır da. Hep duygulu, hep düşünceli; çok duygulu çok düşünceli…Yoğun yaşarlar ve yoğun yaşadıkları için de yorgun…

Böylece bazen “Yorgun Savaşçı”dırlar,  “Harp ve Sulh”te  “Silahlara Veda” ederken…

“Ateşten Gömlek”i giyenlerdir.

Bazen “Çamaşırcının Kızı”, bazen bir “Kiralık Konak”ta yaşayan, “Yaban” olurlar memleket insanına bazen de.

“Çalıkuşu” gibi daldal dala konarken günün birinde “Ana” dır.

“Sefiller”in dünyasında “Ekmeğimi Kazanırken”  “Suç ve Ceza”ya çarptırılan…

Mahkeme kadar soğuk vicdanının merhametle yumuşadığı “Reis Bey” olur sonra.

“Yağmurcu”dur ruhlara rahmet yağdıran.

“Sisler Bulvarı”nda, ağır Ağır çıkarken “Merdiven”i, “O Belde” hayaliyle “Göl Saatleri”nde “Huzur”u bulandır.

“İntibah”la uyanmak, “Diriliş” le  canlanmak istese de belki de “Tutunamayanlar”…

“Henüz On Yedi Yaşında” “Ben Sana Mecburum” diyen, “Avare Yıllarda”

“Çoban Çeşmesi”nin başında, “Han Duvarları”nın içinde, belki bir “Mahalle Kahvesi”nde belki de tam da “Yaş Otuz Beş”tir.

Meçhule giden bir gemide “Açık Deniz”de…

Sarı saçlarına deli gönlünü bağladığı  “Mihriban” ya da küçük yaşta tutkunu olduğu “Fahriye Abla”, belki de denizler ülkesinin “Anabelli”si…

Bir “Kızıl Elma” hayaliyle  ”Turan’a Doğru” yol alan…

“Sürgün” edilendir, “Esir Şehrin İnsanları”ndan biri olarak “Esir Şehrin Mahpusu”dur da aynı zamanda “72. Koğuş”ta.

“835 Satır”  “Memleketimden İnsan Manzaraları “dese de memleketinin son manzarasını göremeden ve ülkesinin vatandaşı dahi olmadan terki diyar edendir.

(Sözümüz meclisten dışarı olsun) Eşeklerin sürüyle olduğu bir dünyada “Harname”yi – Eşekname’yi hediye edendir eşeklere.

“Hakkın Sesleri”ni “Fatih Kürsüsü”nde vaaz eden…

Ve günün birinde “Ölü Canlar “ olup “Makber” e giren…

Belki Leyla, belki Mecnun, belki Kerem, belki Aslı, belki Yusuf, belki Züleyha, belki Ferhat, belki Şirin, kim bilir sadece bir ırka değil, insanlığa sevdalı Mem û Zin…

Bolu Dağları’nda Köroğlu, Toroslar’da Dadaloğlu, Erzurum’da Emrah, Çukurova’da Karacaoğlan, Sivas’ta Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal, İstanbul’da Nedim, Doğu Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi, Orta Asya’da Bilge Kağan, Kürt illerinde Ciğerhun, gönül gönül Anadolu’da Derviş Yunus, Konya Ovası kadar kocaman bir yürekle Mevlana Hazretleri…

Kısacası her yerde, her zaman “Biz İnsanlar”…

Ve hatta “O ve Ben”

“Ben ve Ötesi” hatta.

Saymakla bitiremeyeceğimiz insan ve insana ait her şey. İnsanın içinde bulunabileceği her zaman ve her mekân, her hal ve her durum… Çünkü edebiyatın temel malzemesi insandır ve ana unsuru, asıl konusu. İnsan ve insana ait her şey. Her şeyle birlikte çok şeyle alakadar insan.

Başa dönersek ve edebiyatı tanımdan hale aktarırsak bu minvalde bir ifade vasıtasıdır edebiyat. İfade etmek istediğimiz ve bazen istemediklerimizi dahi ifadelendirme…

Bazen bir türkü, bazen bir ninni, bir masal, bir ağıt, ilahi, belki gazel, belki şarkı, belki destan, hikaye, roman, bir dram, bir trajedi, bir komedi, dünya misali perde oyunu Karagöz ve Hacıvat’la simgeleşen, tek kişilik oyunda Meddah, Pişekâr’ın ilmine karşı Kavuklu’nun cehaletiyle ortaya konan bilmediğini dahi bilmeyen insan komedisi. Bazen kara mizah – traji komik enstantaneler…

Zihne hitap eden deneme, makale, fıkra, sohbet- söyleşi  ve tenkit yazıları; meraklısına düşünceyi geliştiren edebi türlerden. (Daha sonraki derslerimizde detaylarını vermek üzere…)

Önce kendi düşüncemizin gelişmesi gerekir ki başkalarının düşünceleri hakkında daha doğru düşüncelere sahip olalım. Yani bozuk teraziyle doğru tartamayacağımız gibi. Hal böyle olunca -hakkını teslim edebilmek şartıyla-  âlim ve sanatkâr olmak, edebiyatçı olmak kendinden başlayarak ne de güzel vasıtadır oldurmak yolunda.

Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere Allah’a emanet olun gençler.

-Siz de Hocam…

 

Yorgun Savaşçı – Kemal TAHİR

Harp ve Sulh –  Lev Nikolayeviç TOLSTOY

Silahlara Veda – Ernest HEMİNGWAY

Ateşten Gömlek – Halide Edip ADIVAR

Çamaşırcının Kızı – Orhan KEMAL

Kiralık Konak – Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

Yaban – Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

Çalıkuşu – Reşat Nuri GÜNTEKİN

Ana – Maksim GORKİ

Sefiller – Victor HUGO

Ekmeğimi Kazanırken – Maksim GORKİ

Suç ve Ceza – Fyodor Mihayloviç DOSTOYEVSKİ

Reis Bey – Necip Fazıl KISAKÜREK

Yağmurcu – Salih MİRZABEYOĞLU

Sisler Bulvarı – Atilla İLHAN

Merdiven – Ahmet HAŞİM

O Belde – Ahmet HAŞİM

Göl Saatleri – Ahmet HAŞİM

Huzur – Ahmet Hamdi TANPINAR

İntibah – Namık KEMAL

Diriliş – Sezai KARAKOÇ

Tutunamayanlar – Can YÜCEL

Henüz On Yedi Yaşında – Ahmet MİTHAT EFENDİ

Ben Sana Mecburum – Atilla İLHAN

Avare Yıllar – Orhan KEMAL

Çoban Çeşmesi – Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

Han Duvarları – Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

Mahalle Kahvesi – Sait Faik ABASIYANIK

Yaş Otuz Beş – C ahit Sıtkı TARANCI

Açık Deniz – Yahya Kemal BEYATLI

Mihriban – Abdurrahim KARAKOÇ

Fahriye Abla – Ahmet Muhip DRANAS

Anabelli – Edgar ALLAN POE

Kızıl Elma – Ziya GÖKALP

Turana Doğru – Ziya GÖKALP

Sürgün – Refik Halit KARAY

Esir Şehrin İnsanları – Kemal TAHİR

Esir Şehrin Mahpusu – Kemal TAHİR

72. Koğuş – Orhan KEMAL

835 Satır – Nazım Hikmet RAN

Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet RAN

Ölü Canlar – Nikolay Vasilyeviç GOGOL

Makber – Abdülhak Hamit TARHAN

Harnâme – ŞEYHÎ

Hakkın Sesleri – Mehmet Akif ERSOY

Fatih Kürsüsünde – Mehmet Akif ERSOY

Biz İnsanlar – Peyami SAFA

O ve Ben – Necip Fazıl KISAKÜREK

Ben Ve Ötesi – Necip Fazıl KISAKÜREK

 

FATMA PRMAKSIZ

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

 

- Gösterim: 426

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir