Düğüm Ve Açı!

Halkın egemenliği, halkın kendi kendini yönetmesi…Bunun uygulanabilirliği mümkün gözükmüyor. Meselenin başka bir boyutu ise bu birbirine bağlı, biri diğerini itekleyen, diğeri berikini çeken kurallar ve prensipler “yekunu”  halkın genel kültür yapısı, ruh kökü ve diğer tüm varlıkları üzerine oturuyor olması meselesi var ki bu da yönetim felsefesine, hiç değilse prensiplerinin çoğuna katılınıyor olması önem arz etmektedir.

Önce adeta bir put haline getirilmiş ve adına da Demokrasi denilmiş bu “sistemi” halkın isteyip istemediği veya halkın/çoğunluğun hangi sistemi istediği oylanmalı değil mi? Öyle ya çoğunluk gerçekten bu sistemi istemiyorsa? Kalabalıklar zaten gündelik yaşantılarının yoğunluğundan, başka yerlere ve şeylere odaklandıklarından yönetimle ilgili bilgi sahibi olamadıkları gibi ilgilerini de pek çekmiyor. Sandık başına gidenlerin büyük çoğunluğu “demokrasi”nin işlerlik kazanması için değil de diğer partinin ve ideolojisinin/siyasi düşüncesinin iktidar olmaması için…Kıyısından köşesinden gönül verdiği siyasi tercihinin oy verdiği/vereceği partinin iktidar olması için… Yani tribünleri dolduralım, takımımıza destek olalım, gol atıp rakibimizi yenelim… Veya tribünleri dolduralım, takımımızı destekleyelim, gol yemeyelim ve mağlup olmayalım… Bunun böyle olmaması için de halkın bilgi ile buluşturulması gerekiyor. Gerçekten de hangi sitem olursa olsun, o sistemin öngördüğü hiç değilse belirli bir kültür seviyesinin yakalanması gerekiyor. Halkın neden ve nasıl bu sistemle yönetildiğinin bilincine varması sitemin sağlıklı ve verimli işlemesi için bu kaçınılmaz olarak görünüyor.

Peki bu nasıl sağlanacak? Eğitim kurumlarından iletişim araçlarına kadar erdemli ve dürüst/adil bir bilgi aktarımı, söz konusu siyasi şuur adına elzem görünüyor.

Bu noktada fert hürriyeti devreye giriyor. Diğer yandan insan bilgi hegemonyası altına girmemesi,düşünce/fikir hürriyeti tesir altına alınıp kısıtlanmaması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Yine bir başka risk olarak bu aktarılan bilgi yığınından “şuur” değil de çoğu kere olduğu gibi bir “ferdi kaos” çıkabiliyor. O zaman da verilen/aktarılan bilgilerin veriliş biçimi ön plana çıkıyor. Fikrin/bilginin yeri, değeri, niteliği, diyalektiği gibi meseleler çözüme kavuşturmaya niyetlenildiğinde de bir ana fikir sütunu elzem oluyor.

Toplumsal mutabakatının genellikle kitap sayfalarında kaldığı günümüz toplumlarında yaşanmakta olan ferdi ve toplum kaos/karmaşası nasıl çözülecek? Neresinden başlanacak?  

Be the first to comment on "Düğüm Ve Açı!"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*