Damar ve Kan!

Toparlan! Aklını başına devşirmenin yolu; aklını başına devşirme ihtiyacının idrakinden geçer. İdrak! Bunu düşün! Pislik içinde yaşamaya alışmış ve bundan dolayı da kubur faresi hayata hiçbir tepki göstermeyen Müslümanlık iddiasındaki kişiciklerin içinde yaşıyorsun. İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin; doğru ile yanlışın böylesine akrabalaştırıldığı bir dönem yaşamadı toplumun.

Değer yargılarından, değer yargı ölçülendirmelerine kadar şeffaf emperyalist idrak metodunun ve diyalektiğinin sirayetini teşhis etmek zorunluluğumuz var. Bil ki bu hayati meselemizdir ve aynı zamanda boynumuzun borcudur.

Sırtındaki yükün çok hassas bir patlayıcı madde olduğunu, en küçük bir ihmalkârlık veya ulu -orta yanlış bir hareketin canına mal olacağını kabul et. İslam davasına soyunmak mayınlı tarlada gezinmeye benzer. Bu hususta altından kalkamayacağın bir yükün vebaline girme.

Liyakat şartlarına erişmeden “oldum” sevdasına kapılma… Takdir edersin ki, ömrünü şarap tüketiminde harcamış bir keşin akıbetinden daha fena olur sonun. Çünkü şarapçı kendi kendine etmektedir. Hiç kimsenin, İslam’a, İslam davasına çamur sıçratmaya, gölge düşürmeye hakkı yoktur. Ayrıca, hedef tayinlerinde nefsin ve şeytanın katkısını inatçı bir samimiyet hassasiyeti içinde tespit edip tecrit et. Bu ayrı mükellefiyettir.

 

Hep sorgula kendini… Vicdanının gözlerine rasgele gözlük takma… Ve diretme içindeki sesin aksine. Her şeyin bir haysiyeti vardır çünkü…İmanın zabtettiği tecessüs mizacını günlük parlak ve sahte tesellilere değişme… Onu her halükarda yaşat… Yaşatmaya çalış!.. Yaşatmanın yollarını bu!.. Bunun ıstırabına katlan!..

Çocuklar gibi, yarın terk edeceğin dünya oyuncaklarına, yakanı kaptırıp sakın sevinme… Ebedi saadeti ve huzuru kavgada ara… Başıboş çekişmeyi, itişme ve kakışmayı anlama kavgadan. Planlı ve programlı hareket etmenin inceliğini kavra… Ve hep ebediyet saadetini arzula… Şeytanın, başıma bir hal geldiğinde, bu hayatın nimetlerinden uzak kalacağını, çoluk çocuğumun açıkta kalacağını, hatta bu hayattan men edilip çocuklarının yetim, hanımının dul kalacağını ihtar eden ikazlarına panjurlarını kapa… Yüreğini, kayıtsız ve şartsız Allah ve Resul’ünün sevgi istilasına terk edebilecek bir merhaleye ulaşmanın metodunu bulup tatbik et. Hatta evvela bunu yap… Teçhizatını kuşan yani… Teçhizatın kuşanıldığına dair şablon vâri ölçü getirilemez… Herkes kendini bilir. Söz konusu teçhizatlanmak yıllar yılı sürüp gitmesin ha!

“Önce bir hazırlanalım da sonra gerekenleri  (cemiyet planında) yapmaya çalışırız” yollu şeytan tesellilerine yakayı kaptırmayasın… Meydan yerinde yapılması gereken akıllı ve terbiye edilmiş nefis sahiplerinin yapabileceği onca işler var ki saymakla bitmez. Sakın unutmayasın ki; bu vazifelerin ifası bile kendi başına bir nefis terbiyesini içerir. “İş içinde eğitim.” Nefse zor ve ağır gelen işlerdir bunların çoğu… Kör nefis istemedi mi sen iste… Onun sakındığı şeyleri, işleri yapmak için tereddüt etme. Onun yanaştığı iş ve şeylerden de bilakis uzak dur… Nefsine karşı muhalefet et yani. Kendini bilmezlerin muhalefetine aldırmadan… “Bir kimse, insanların kızacakları şeyde Allah (c.c.)’ın rızasını ararsa Allahü Teâlâ onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse de, Allahü Teâlâ’nın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allahü Teâlâ onun işini insanlara bırakır.”

 

“Yapacağın iki işten hangisini yapacağına dair, iltibasa düşersen nefsine hangisinin ağır geleceğini düşünüp anlayınca o işi yap, çünkü ancak hak olan nefse ağır gelir.”

GENÇ ADAM

Be the first to comment on "Damar ve Kan!"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*