Sökük Ve Yırtık

Yanlışın yanlışı doğurması tabiidir. Başın başında, adam yanlışla başlıyor ve tabii olarak sonraki aşamalarda da yanlışlar birbiri ardına sıralanıyor. Arada bir “parça doğru”lar olsa da sonuç itibariyle varılan nokta adeta yanlışlar ambarı oluyor. Mantık ve diyalektik cinayetidir bunun adı. “Bu iş ne sadece akılla olur ne de büsbütün akılsız!” diyen bir kültür ve medeniyetin temsilcileri […]

Köprünün İki Başı

Osmanlı, T.C.ye göre daha müphem bir devlet yapısına sahipti. Devletin müşahhaslaştığı hastane, okul, adliye gibi kurumlar içerik olarak aynı değildi. T.C bu yanıyla daha somut bir yapı arz etmektedir. Zira “tek tip” bir yapıya sahiptir. Osmanlı yükselme döneminde her açıdan hizmet veren ve himaye eden bir “baba” hüviyetindeydi. Bu daha sonraki devirlerde lif lif çözülecek […]

Değişim

Teknolojinin hız kesmeyen tekâmülü insanları ve insanların bakış açılarını değiştirmeye devam ediyor. İnsanları şekillendirip yönlendiren cemiyet modelleri, kontrolünden çıkardığı teknoloji ve onun şaşaalı verimlerinin gazabına uğrayarak ‘edilgen’ duruma düşüyor. Teknolojik inkişafa ayak uydurup onunla ters düşmemesi ile açıklanan toplum modelleri, gerçekte bu zevalden sıyrılması mümkün gözükmüyor.

KISACA

Herşey İT (İttihat ve Terakki)’in başının altından çıktı. Çil çil harcanan koskoca bir imparatorluk… Önce herşeyin iyiye doğru gittiği görülen Sultan Hamid dönemi otuz üç yıl sonra korkunç ve talihsiz bir şekilde 1909’ da son buluyor; İT’nin işi… Sonra Balkanlar, bilmem kaç yüz yıllık ülke toprakları gidiyor elimizden. Bâb-ı Âlî’de darbe; İT’nin işi… Sonra ülkede […]

ZORLU BULUŞMA

Bildiğimiz basit bir oyundur; şu veya bu sebepten dolayı çıkmış olan kavgaya bir üçüncü şahsın pasif olarak iştirak etmesi… Güya kavga edenleri ayırmaktadır ama bu 3. şahıs, aslında ikisinden birine hıncı, kini veya intikamı vardır geçmişten gelen. Aralarına girip bu intikam almak istediği kişiyi tutar ve diğeri bu fırsatı değerlendirerek habire vurur. Böylece dolaylı olarak […]

Sular Yokuşu Sevmez

Biz sadece 1923 tarihinden Türkiye Coğrafyası üzerine kurulan devlet  / millet felsefesine karşı değiliz, Cumhuriyet dönemini hazırlayan Osmanlı’nın son dönemine de karşıyız, tasvip etmiyoruz. İçinde yaşadığımız bu boğucu ve öldürücü yangın sadece bizde değil, hemen hemen tüm Batılı olmayan toplumlarda da yaşandı / yaşanıyor. İşin aslı, esası, Batı’da infilak eden sosyal dinamiklerin tüm dünyayı tesiri […]

Osmanlı Sekülerizmi

Seküler kavramının keskinlikten/devrimden ziyade daha çok reforma yakın durduğunu biliyoruz. Osmanlı’da, bir laiklik arayışından çok bir sekülerlik/reformasyon çabasının varlığından söz edilebilir. Öte yandan sözünü ettiğim sekülerlik Osmanlı’da Batılılaşma eğilimi ve yapılanması içerdiğini, bu sürecin I. Cihan Harbiyle kesintiye / kırılmaya uğradığını veya durdurulduğunu ama bu kısa aradan sonra başlayan yeni süreçte de Laisizm olarak yeniden […]

Ölçüm-Biçim ve Erezyon

Ne oldu; ne olmalıydı? Batı gerçeği inkâr edilemezdi. Diğer taraftan Batının değerleri ile bizim kendi değerlerimiz çelişiyor hatta çatışıyordu. Öyle ya bu halde ne yapılabilir ve nasıl yapılabilirdi? Yalçın Kütük’ün bile görebildiği bir hakikat nedense yerli ve yabancı koca koca aydınların nazarından kaçıyordu: modern çağın getirdiği olgulardan biri olan branşlaşma ve ihtisaslaşma profesyonel tabirinde yer […]