Büyük Doğu ve İBDA

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in ortaya koymuş olduğu fikir “Büyük Doğu “ dur. Bu aynı zamanda İdealdir. Bu ideali ileri taşımaktan başka bir gayesi olmayan Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA var. Yaşayan Necip Fazıl’dır Salih Mirzabeyoğlu. İBDA “Büyük Doğu” fikrini sistemli bir şekilde hayata tatbik eder. Biz kuru kuruya Büyük Doğuculuğa karşıyız. Necip Fazıl ne diyorsa karşılığını […]

‘MİRZABEYOĞLU KONFERANSI’ Okumaları -3

-ALÂKALAR- 29 Kasım 2014’te Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen yaklaşık üç saat süren İBDA Fikir Mimarı Mütefekkir Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun  Adalet Mutlak’a konferansında aslında bir ömür boyu istifade edeceğimiz fikirler, tesbitler, manalar, bunun da ötesinde ruh iklimi vardı. Kendilerinin konferanstaki  bazı ifadeleri daha açık net iken, bazılarında  ise daha mülhem (ilham ettirme), sezdirme söz konusu…  Tabii […]

LİSÂN-I OSMANÎ

Osmanlı Devleti’nin resmi dili Osmanlıca. Osmanlıca, en kısa ifadesiyle Türkçe’nin hakimiyetinde, Arapça, Farsça’nın müşterekliğinde bir lisân. Arap alfabesiyle (Farsça’nın tesiri ile üç harf ‘p-ç-j-‘ fazlasıyla) yazılan,Türkçe okunan… Yeni ve farklı bir lisân değil aslında. Yani en basit örneğiyle ilköğretimdeki okuma fişlerini düşündüğümüzde; Misal: “Ayşe okula gitti.” cümlesini Osmanlıca yazmak istersek bunu Arap alfabesiyle yazarız. Okunuşu […]

Demokrasi

 Yunanca Demos; Halk ve, Kratos; İktidar kelimelerinden oluşan “demokrasi” kavramı garp dillerine “Halkın iktidarı” anlamında tercüme edilmiş; yerleşmiştir. Bu sistem, “halkın kendi kendisini yönetmesi” yahut “halkın, kendisini yönetecek vekilleri seçmesi” şeklinde de târif edilir. Başka bir ifadeyle demokrasi, “çoğunluğun egemenliği”, “halkların ve bireylerin özgürlüğü” şeklinde de târif edilir…

Kelimeler

Ülkemizin ilim ve irfan sahasında en belli başlı problemlerinden birinin de kavram kargaşası olduğunu söylemek yerinde bir tespit olur gibi geliyor bana. Kavramlar kullanıcısına göre içerik kazanıyor veya değişiklik içeriyor. Bunun temelinde de kavramları kullanan kişinin kültürel, ideolojik ve hatta siyasi tercihlerinin kalıbına göre şekillenip işlev kazanması gerçeği yatıyor.

Futbolda Şike ve Ahlâk

(Şike 1 – Ahlâk 0) “Kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi? Ölürken çocuklar o güzel Afrika’da” İbrahim Tenekeci Futboldan anladığımı söyleyemem. Aslında anlamadığımı değil, ilgilenmediğimi söylesem daha iyi olacak sanırım. Futbolla ilgilenmemek futbolun toplumsal getiri ve götürüleriyle ilgilenmemek anlamına gelmez. Bunun için futboldan da anlamak gerekmiyor zannımca. Yaşadığımız toplumun düşünen ve aklıselim bir ferdi […]

Sökük Ve Yırtık

Yanlışın yanlışı doğurması tabiidir. Başın başında, adam yanlışla başlıyor ve tabii olarak sonraki aşamalarda da yanlışlar birbiri ardına sıralanıyor. Arada bir “parça doğru”lar olsa da sonuç itibariyle varılan nokta adeta yanlışlar ambarı oluyor. Mantık ve diyalektik cinayetidir bunun adı. “Bu iş ne sadece akılla olur ne de büsbütün akılsız!” diyen bir kültür ve medeniyetin temsilcileri […]

FUTBOLDA ŞİKE ve AHLÂK

(Şike 1 – Ahlâk 0) ‎ ”Kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi? Ölürken çocuklar o güzel Afrika’da”                                     İbrahim Tenekeci   Futboldan anladığımı söyleyemem. Aslında anlamadığımı değil, ilgilenmediğimi söylesem daha iyi olacak sanırım. Futbolla ilgilenmemek futbolun toplumsal getiri ve götürüleriyle ilgilenmemek anlamına gelmez. Bunun için futboldan da anlamak gerekmiyor zannımca. Yaşadığımız toplumun düşünen ve aklıselim […]

Köprünün İki Başı

Osmanlı, T.C.ye göre daha müphem bir devlet yapısına sahipti. Devletin müşahhaslaştığı hastane, okul, adliye gibi kurumlar içerik olarak aynı değildi. T.C bu yanıyla daha somut bir yapı arz etmektedir. Zira “tek tip” bir yapıya sahiptir. Osmanlı yükselme döneminde her açıdan hizmet veren ve himaye eden bir “baba” hüviyetindeydi. Bu daha sonraki devirlerde lif lif çözülecek […]

Değişim

Teknolojinin hız kesmeyen tekâmülü insanları ve insanların bakış açılarını değiştirmeye devam ediyor. İnsanları şekillendirip yönlendiren cemiyet modelleri, kontrolünden çıkardığı teknoloji ve onun şaşaalı verimlerinin gazabına uğrayarak ‘edilgen’ duruma düşüyor. Teknolojik inkişafa ayak uydurup onunla ters düşmemesi ile açıklanan toplum modelleri, gerçekte bu zevalden sıyrılması mümkün gözükmüyor.