ÇAĞIN KARA VE MAKSATLI YOBAZLARI

yazı1Bu tarihin, bu coğrafyanın ve bu yurdun bin yıllık her türlü birikimine ulaşmanın sırrı/anahtarı Osmanlıcadır. İki, iki daha dört!

Osmanlıcayı sadece mezar taşlarını okumak için zanneden ve bu yüzden gereksiz/anlamsız olduğunu zanneden ve iddia eden “yabancılaşmış, yobazlaşmış ve gavurlaşmış” zihniyet sahipleri, başta İngilizce olmak üzere Batı dillerine, bu Batı dillerinin (ve tabii haliyle Batı kültürünün) istilasına ve tahribatına sesini çıkarmaz, çıkarmıyor.

Batı’nın, Avrupa’nın ve diğer İslam düşmanlarının asırlık korkulu rüyası olan Osmanlı misyon ve vizyonunun yeniden kurulup hayatiyet kazanması (tarihte olduğu gibi) halinde emperyalist, sömürücü ve kula kulluğu öngören düzen ve saltanatları son bulacak! Onların asıl ve gerçek endişeleri budur. Yerli işbirlikçileri de bilerek veya bilmeyerek bu karanlık emellere hizmet hevesindedirler.

Osmanlıcaya karşı olmak ve onun hayatiyet kazanmasından büyük endişe duyup bunun için savaşmak bu yurda ve bu halklara ihanettir! Nasıl ki sağ-sol “püskürtmeciliği” ile gençleri birbirine kırdırmak veya Türk- Kürt kışkırtmacılığı ile ümmeti parçalara ayırmak gerçek manada tarihi bir ihanetse…

Bu topraklarda bin yıllık geçmişi ve birikimi olan bu kurtarıcı “hazine” er veya geç hayata dönecek, dirilecek ve yurdumuzun, İslam Alemi’nin ve topyekun insanlığın kurtuluşunu sağlayacak! Onlar istemeseler ve karşı dursalar da!

Bana asla rahat yok, varsın incinsin tenim;

Bin yıllık tarih borcu omuzlarımda benim!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir