Bize Ne Oldu Ortaylı?

 “Tarih ve şuur olarak değişmemiz lazımdır. Bizim battığımız, çürüdüğümüz, çöktüğümüz falan yoktur. Senelerce bu memlekette hem sağda, hem solda insanlara tarihte bu öğretiliyor. Batmak; bunun kadar manasız, bunu kadar gerçekle teması olmayan indi bir yorum, üstelik de tahripkâr bir yorum yoktur. Hiçbir şekilde battığımız falan yoktur. Biz diriyiz. Daima değişiyoruz, daima değişen dünya şartlarına kendimizi uydurmaya çalışıyoruz ve daima öncü olmak için de kavga ediyoruz.” (İlber Ortaylı)

        Bu da zavallı bir başka bakış açısı. Değiştiğimiz doğrudur. Toplum zaten değişkendir. Önemli olan bu değişimin niteliğidir. İnsan sıhhatli iken hastalanıp komaya girmesi de bir değişimdir. Bir trafik kazasında aldığı darbe sebebiyle hasarlı bünyesinin bir ay sonra tekrar sağlığına kavuşması… Bu da bir değişimdir.

 Osmanlı’nın kuruluşundan hemen sonraki toplumsal denge, zamanla değişime uğrayarak bozulması, sonra da yıkılıp yerine T.C.’nin kurulması devam edegelen bir değişimin sonucudur elbette. Peki Osmanlı ile T.C. kıyası yapılabilir mi? Birinde dünyanın rotasını değiştiren, masum halkların imdadına koşan toplum ve devlet yönelişi varken diğerinde ise habire apışmış kalmış nesiller üreten, Anadolu’ya sıkışmış ve emperyalizmin kıskancında çırpınan bir devlet ve toplum yapısı vardır. Dünyanın süper gücü tarafından desteklenip organize edilen ırkçı PKK örgütüne bile sözünü geçiremeyen bir devletle, emsali az bulunur devlet adamları yetiştirip Batı’yı tir tir titreten bir Osmanlı devleti kıyas götürür mü?

      Hayır, Ortaylı; bu hususta iyimserlik yakışık kaçmaz. Biz battık. Hastanın şifa bulabilmesi için önce hasta olduğunun idrakine varması gerekir. Batıya ayak uydurmak ve onların teknolojik inkişaflarını devşirmek ile onlara teslim olup tüm benliğinden soyutlanmak arasında hayati bir fark vardır. Bu son değişimin bedeli çok ağır oldu, çok!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir