Bir Hikayecik!

 “Adam” bir hayli zamandır ekmeğini yediği, suyunu içtiği yaşlı Osman’dan kurtulmayı arzulamaktaydı. Hatta planlamaktaydı.

         Osman’dan kurtulmak ve yeni bir dünya kurmak hayalindeydi. Bu yenidünyada, eskiden yani Osman’dan kalma hiçbir şey, hatta onu hatırlatacak herhangi bir iz ve emare bile istememekteydi.

         “Adam”, Osman’ın son zamanlarda giriştiği ölüm kalım mücadelesinden yararlanarak, sinsi oyun ve desiselerle iç dünyasını sarsmak ve Osman’ı iyice yıpratıp tökezlemesini sağlamak maksadıyla çalışmalar yapmaktaydı. Bu çalışmalar sonunda Osman’da var olan ve epey zamandır devam eden iç karışıklığın artarak onun düşmanlarının işine yarayacak sonuçlar doğurmasını sağladı. Diğer bir ifade ile “Adam” içerden, düşmanlar da dışarıdan Osman’ın işini bitirmek üzereydi. Nihayet o gün ve o saat gelmiş ve Osman kafasına ve tüm vücuduna yediği darbelerle yere yıkılmıştı. Üvey babasının nihayet hayata veda ettiğini gören “Adam”, çarçabuk kurulu planlarını harekete geçirdi.

         Adam işe önce Osman’ın cesedi başında bulunan düşmanları olay yerinden uzaklaştırarak işe başladı ve sonra da, yerde yatan cesedi idam sehpasında sallandırarak tarihi bir görevi ifa etmiş olmanın onur ve gururu ile Osman’dan kalan mirasa kondu.

         Ne var ki, cesedi ortadan kaldırılan Osman’ın slüetinden kurtulmanın yolu yoktu. Her yerde onun eserleri ve görüntüsü… “Adam”, Osman’ı tüm hayatından çıkarmaya çalıştığı halde ondan bir türlü kurtulamıyordu. Çözüm olarak o yokmuş ve onun eserleri yokmuş gibi davranmaya başlıyordu.

         Osman’ın hayaleti, her eve gelişinde ve her evden çıkışında, kısacası hayatın her köşe ve bucağında karşısına dikiliyor ve onu korkutuyordu.

         “Adam” işte böyle sıkıntılı günler yaşamaktaydı.

           Zavallı “Adam!”

 

- Gösterim: 549

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir