ATTİLA İLHAN ÖLDÜ

ATTİLA   İLHAN   ÖLDÜ /12 EKİM-2005

“Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular” diyen, şiirlerinde metafizik serpintilere sıkça rastlanan şair/yazar bu fani aleme veda etti. Nazım Hikmet gibi meramına destek aldığı ideolojik mühimmatın kaynağı ve hedefi belli de olsa  bazı solcu ustalara nedense hep hüzünle bakan biri olarak, Attila İlhan vesilesiyle bir kez daha hüzünlenmedim desem yalan olur…

   İnsan, nedense hep böyle karşılıyor ölümü.Yani beklenmedik bir şeymiş gibi.Oysa doğduğundan beri bu günün bir gün başına geleceğini pekâlâ biliyordu Attila İlhan….Bir asırdan sadece yirmi yıl eksik yaşamış bulunan ve kendince bir dünya kurup hep onda ve onun için yaşamış, yaşarken de ne klasik sola ve ne de karşıtı sağa yanaşmış bir kişilik sahibi sanatkar.

    Özellikle son zamanlarda solun kültür ve sanat anlayışını rahatsız edici beyan ve yazılarıyla ilgimi ve beğenimi çeken Attila İlhan, küçümsenemeyecek ciddi bir külliyat bırakarak çekip gitti.Bu  gidiş, seksen yıllık bir zaman  parçasının hesabını âhret yasa ve mahkemelerinde verecek…Herkes gibi.

     “Kibritim yok, demek cigaraya başladın” mısraını ve benzerlerini, daha ilk gençlik yıllarımdan beri mırıldanan birisi olarak ben de o kokuyu, o ölüm kokusunu herkes gibi duyuyorum. Onun ölümüyle bir kez daha duydum ve düşündüm.

      Onun mücadele içerikli militan kız ve öğrencileri konu alan birçok şiirinde ne yalan söyleyeyim hep kendimi bulmuşumdur. Öğrencilik yıllarımızda, kültür sanat sohbetlerimizde sık sık kendinden ve özellikle de kendine münhasır şiirlerinden konu açılır, henüz yaşayan bir İstanbul, bazı kere de Anadolu şairi ve yazarı olarak, bazılarınca İslamcı kimliğimizle bağdaştırılmamasına rağmen överdik. Kim ne derse desin Kemal Tahir gibi “özüne” düşmanlık beslemeyen solun yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biridir Attila İlhan.

       Şiirlerinde, divan şiirinin ritmini enteresan bir çekicilik içinde sunan şair, Batı kültürü ile doğu arasında, ince bir gergef dokuyuculuğuna başlamış fakat bir türlü ne batılı ve ne de doğulu olabilmiş, bir yanıyla sosyalist diğer yanıyla da Atatürkçü ve “milliyetçi” kalmış, bir türlü bu açmazdan sıyrılamamış ve İslami inanış ve görüşünü kuşanamamış “kayıp”lardan biri olarak göç etmiştir. O bu haliyle bile her şeye rağmen her çevrenin sempatisini kazanmış biri olarak gerçek vatana intikal etmiştir.

   Umarım ki yazdıkları ve söylediklerinin ötesinde, yazmaya ve söylemeye fırsat bulamadığı “şey”ler vardır. Ve umarım ki bu şeyler onun orada imdadına yetişir.

     Allah Müminlere rahmet eylesin…

- Gösterim: 506

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir