ATEİZM ÜZERİNE

yol-üzerinde-soru-işaretiSon dönem gençliğinin ağzında tadı kaçmış sakız misali çiğnenen ateistlik görüşünün karşısında, has ve samimi düsturlarla dimdik ayakta kalan İslam’ın galibiyetini çıplak gözlerle görmenin mutluluğunu yaşamaktayız.

Varlığa anlam ve değer veren Rab’ın, varlığının inkâr edilmesinin abesliğini fark edemeyen yahut ta, bu abesliği farklılık gören topluluğun tembelliğinde yetişen nesillerin yanlış yollarda ilerlemesi çok tabii bir olaydır. Bu hususta ateistlik görüşünün güçlendiği kollardan biriside eğitim alanıdır. Eğitimci yetişkinlerin dine olan mesafeli davranışları yetişecek nesillerin dinle irtibatının kopuk olmasına zemin hazırlamaktadır. Öyleyse gençliğin başında, kara bulut misali dolaşan ateist saçmalığının yok edilmesinin en önemli koşulu eğitimcilere gerekli dini bilgilerin verilmesi ve bu ışık altında öğretim olanakları sağlanmasıdır. Yahut da bazı kesimlerin modernleşme adı altında yürüttükleri İslam’ı karalama uğraşlarının gerçekleşmemesi için fert ve toplum bazında mücadelemizin devam etmesi ve hız kazanması gerekmektedir.

Allah’ın kullarına bahşettiği en büyük nimetlerden olan akıl, maalesef günümüz toplumlarında ilahlaştırılmakta ve onun önderliğinde sapık düşüncelere varacak kadar felaketlere sürüklemektedir. Akılla bütün var olma bilmecesini çözmeye kalkışan şahıslar olayları madde planına indirgeyerek ruh bilmecesinin boşluklarını doldurmadan (ilerlemesi) ulaşılabilecek en büyük yanlışlardan olacaktır. Rahmetli Üstat Necip Fazıl’ın “Ne büsbütün akılla, ne büsbütün akılsız” düsturu bu alanda boş bırakılan tüm parçaları yerine koymada en büyük ışık kaynağı olmaktadır. Akıl sahasının dışarısında ki olayları dahi akıl çerçevesinden çözmek, içi su dolu kâseden çatalla suyu içme fiili kadar eksik ve saçma kalacaktır.

Bu faktörlerin dışında İslam’ın içerisinde türeyen “mealci”  anlayışta Allah’a ve dine karşı savaş açmış toplumların ellerini güçlendirmektedir. Rehberimiz Kur’an-ı tercüme eder gibi basitleştirerek dillerine çeviren insanlar, ayetlerin indiriliş sebeplerini kaçırmakta ve Kur’an-ı yanlış anlaşılmasına olanak sağlamaktadırlar. Bu durumda Allah’ın varlığını kabul etmeyen bireylerin güya Kuran’da yanlış düşünceler bulduklarını sanmaları dinin  “çocukları korkutmak için uydurulan yalanlar” kadar basit kalmasına sebep olacaktır. İnsanı, doğayı, evreni ve tüm kainatı belirli ölçü ve düzen içerisinde yaratılmasına “tesadüf” ibaresini kullanacak kadar düşünce dünyasından habersiz bireylerin yürüttükleri mantıklar İslam gibi büyük bir fikir ve aksiyon akımının zarar görmesi fikrini boşa çıkaracaktır.

Ve inanmak…

Bir şeye inanmak ve onun bağlılığında kalmak biz aciz insanlarda sığınma duygusunu karşılamaktadır. X kulübünün taraftarı olmak veya Y derneğine üye olmak dahi sahiplenildiğinin farkına varmasını sağlayacaktır. Öyleyse bizi var eden Allah’ın varlığını kabul etmek Mümin’in dünya hayatında tüm zorluklara göğüs germesinde en büyük destek olacaktır. Tüm bunların dışında yaratılan her şeyin yaratıcının eseri olduğunu düşünmek Dünya’da yaşayan her ferdin eşit hak ve özgürlüğe sahip olduğunun adeta kanıtıdır. Allah yarattığı her şeye bir değer vermiş ve onu yaratmaya değer kılmıştır. Peygamber Efendimiz cahiliye döneminde köle olan Bilal Habeşi ile Mekke’nin en zenginlerinden olan Ebu Leheb’i Allah’ın yarattığını ve bu sebeple ikisinin de eşit olduğunun mücadelesini vermiştir.

 

Ve inanmamak…

Uzun bir maratonda daha ilk metrelerde yorulmak kadar acizliktir. Seçilecek yollardan en kolay ve uğraşsız olanıdır. Akıl ve kalbin tembelliğinde rehin kalmış şahısların demir parmaklıkların ardında onu tutsak tutan düşüncelere minnettar olması kadar saçmadır. Bütün gelişen olaylara madde planından bakılması ve maneviyat duygusunun körelmesine sebep olmaktadır.

Sonuç olarak inanmamak, okyanusta yaşayan balığın suyu inkar etmesi kadar kabul edilemezdir.

 

Halit EMİR

 

 

 

Be the first to comment on "ATEİZM ÜZERİNE"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*