Antivirüs

     Her dönem ve çağda toplumu ve o toplumun fertlerini her türlü zararlı cereyan ve hastalıklara karşı koruyan  “hâkim kültür ve idealin” müesseseleri ve liderleri vardır. Bu müessese ve liderler direkt halkın içindedir.

Yani insanlara uzaktan veya tepeden bakıp hüküm vermezler. Fildişi kulelerine çekilip ahkâm kesmezler. Halkın her türlü durum ve konumuna aşina oldukları gibi onların dert ve tasalarına da ortak olurlar. Çözüm üretir ve çare bulurlar. Dolayısıyla gündelik hayatı direkt etkilerler. Devlet ve toplum uyuşmazlıklarında aracı olurlar, dengeyi kurarlar, zararlı ve yabancı cereyanlara karşı da insanlarını muhafaza ederler. Bunların genellikle din adamaları ve daha çok dini bazı müesseseler olduklarını söyleyebiliriz. Adeta toplumun içinde kılcal damarlar gibi bir örgüye ve işleve sahiptirler. Bunların bünye ve fikri donanımları bir şekilde zaaflar veya “sapkınlık”larla olumlu yönde etkisini kaybetmiş bir duruma düşecek olduklarında o toplum her türlü hastalığa yakalanma riskini fazlasıyla taşır. Hiç beklenmedik bir anda veya sessizce sokulan ve sonra da yavaş yavaş sirayet alanını genişleten “ mikrop”lar bir zaman sonra bütün bedeni kuşatıp hâkimiyet altına alır. Sonunda felaket fark edilse bile artık iş işten geçmiştir. Tüm tedavi girişim ve operasyonları sonuçsuz kalır.  Artık o bünye yavaş yavaş yıkıma ve ölüme doğru ilerler. 

      Osmanlı toplumunun son dönemlerinde böyle bir dramın yaşandığını biliyoruz. Bu yüzdendir ki Osmanlı’nın yıkılış sebeplerinden biri olarak görmek ve göstermekte bir sakınca görmediğimiz “mikrop”ların biri de masonluktur.

      Masonluğun topraklarımıza ilk yerleşmeye başladığı “1867 tarihi ileri sürülmüştür. Ancak 1839’dan başlayarak localara sızmış olmaları olasıdır. Bununla beraber, 1867 ile 1869 yılları arasında, Müslümanların gitgide daha çok Masonluğa girdikleri görülüyor. Bunda, genç bir Fransız avukatı Louis Amiable’in etkisi de olsa gerek: Louis Amiable, 1863’te kurulup Fransa Maşrıkı Azamı’na bağlanan Doğu Birliği Locası’nın 1865’te başkanı olmuştu.

Louis Amiable, Osmanlı toplumunun seçkinleri arasında yoğun bir üye kaydı kampanyası başlattı. Başarılı oldu bu. Doğu Birliği’nin 1865’te sadece üç Türk üyesi varken, bu sayı 1869’da toplam yüz kırk üç kardeş arasında elli üçe yükselir.

        En parlak adlar arasında da şunlara rastlıyoruz: Devlet Şurası Başkanı Edhem Paşa (1818-1893), Mısır Valisi Mehmed Ali’nin torunu olup, liberal Genç Osmanlılar hareketinin önderlerinden biri olan Prens Mustafa Fazıl Paşa (1829-1875).

      Locaların üyeleri arasında, siyasal kişilikler, din adamları, diplomatlar, ayrıca şairler ve edebiyat mensupları bulunuyordu. Bu sonuncular arasında, Şinasî’yi (1824-1871), Namık Kemal’i (1840-1888) ve Ziya Paşa’yı (1825-1870) görüyoruz; Ziya Paşa’nın etkisiyledir ki mürebbiyesi olduğu- geleceğin V.Murad’ı- Şehzade Murad Efendi ile kardeşleri Nurettin ve Kemalettin Efendiler Masonluğa gelip girerler.

       Burada Namık Kemal üzerinde durmak isteriz; çünkü hem Bektaşi hem Mason olan ünlü kişiler arasında biridir o. Söz konusu listeye, Abdülhak Hamid’i ve bir sonraki kuşaktan Filozof Rıza Tevfik’i ve İttihat ve Terakki Komitesi’ne üye olan Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’yi, bir de Bektaşi babası, yüksek dereceden Mason ve ünlü bir Jöntürk olarak Talat Paşa’yı ekleyebiliriz.(5)

Be the first to comment on "Antivirüs"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*